Petek Dinçöz şu anda kiminle evli ?

Ilayda

Global Mod
Global Mod
Dolayısıyla “kadınlar artık özgür” demek kadar, “kadınlar her zaman mağdur” demek de yetersizdir. Gerçeklik bu iki uçtan çok daha karmaşıktır.

Irk, Etnisite ve Görünmez Kalan Farklılıklar

Petek Dinçöz örneğinde ırk meselesi doğrudan belirleyici bir konu değil. Zaten eldeki kamuya açık bilgilerden hareketle Dinçöz'ün evliliğini ırksal bir eşitsizlik üzerinden açıklamak doğru olmaz. Fakat konuya ırk ve etnisite boyutunu dahil etmek, toplumsal cinsiyet analizinin neden yalnızca kadın-erkek karşılaştırmasından ibaret olmadığını anlamamıza yardımcı olabilir.

Dünyanın farklı toplumlarında kadınların deneyimleri etnik köken, göçmenlik durumu, dil, din, sınıf, yaş ve engellilik gibi faktörlere göre değişebiliyor. Aynı şekilde Türkiye'de de farklı sosyoekonomik ve kültürel çevrelerde yaşayan kadınların evlilik, çalışma ve aile sorumlulukları konusunda aynı deneyime sahip olduğunu varsaymak doğru değil.

Örneğin yüksek gelirli bir şehirli kadınla düşük gelirli bir bölgede yaşayan ve bakım hizmetlerine erişimi sınırlı bir kadının “kariyer ve aile dengesi” konusunda karşılaştığı sorunlar aynı olmayabilir.

Bu yüzden toplumsal cinsiyet tartışmalarında “kadınlar” ve “erkekler” kelimelerini mümkün olduğunca çoğul düşünmek gerekiyor.

Ünlü Olmak Eşitsizliği Ortadan Kaldırıyor mu?

Petek Dinçöz örneğinin başka bir ilginç tarafı da tanınmışlık ve ekonomik sermaye. Ünlü bir kadının ekonomik kaynaklara ve kamuoyu görünürlüğüne sahip olması, sıradan bir kadının karşılaşabileceği bazı engelleri azaltabilir. Fakat şöhret başka bir baskı da yaratabilir: özel hayatın sürekli izlenmesi.

Ünlü kadınların kıyafetleri, bedenleri, yaşları, evlilikleri ve annelikleri hakkında yapılan yorumlar bunun bir örneği. Ekonomik güce sahip olmak, toplumsal cinsiyet kalıplarından tamamen kurtulmak anlamına gelmiyor.

Hatta görünürlük arttıkça kadınların davranışlarının daha yoğun biçimde denetlenmesi mümkün olabiliyor. Bir kadın boşandığında “neden ayrıldı?”, yeniden evlendiğinde “neden bu kadar hızlı evlendi?”, çalışmaya devam ettiğinde “ailesine zaman ayırıyor mu?” gibi soruların sürekli gündeme gelmesi, kadınların özel hayatının kamusal değerlendirmeye daha açık olduğunu gösteriyor.

Bu açıdan Dinçöz'ün eski ilişkisi ile yeni evliliği hakkında yapılan haberleri yalnızca magazin içeriği olarak değil, toplumun kadınların romantik yaşamına yüklediği anlamların bir örneği olarak da okuyabiliriz.

Boşanmak Başarısızlık mıdır, Yeniden Evlenmek Bir “Telafi” midir?

Bir başka önemli nokta da boşanma sonrası kullanılan dil.

Dinçöz'ün Serkan Kodaloğlu ile evliliğinin sona ermesinden sonra Nida Büyükbayraktar ile evlenmesi bazı haberlerde “çocukluk aşkına dönüş” veya “yarım kalan aşkın tamamlanması” şeklinde romantikleştirildi. Sözcü+1

Bu anlatı elbette romantik açıdan çekici olabilir. Fakat toplumsal açıdan dikkat edilmesi gereken nokta şu: Boşanmayı başarısızlık, yeniden evlenmeyi ise başarı veya “mutlu sona ulaşma” şeklinde değerlendirmek, evlilik kurumuna gereğinden fazla normatif anlam yükleyebilir.

Bir insanın boşanması onun başarısız olduğunu göstermez. Aynı şekilde yeniden evlenmesi de önceki ilişkinin “hata” olduğunu kanıtlamaz.

İnsanların hayatları düz bir çizgi halinde ilerlemiyor. İlişkiler değişiyor, insanlar değişiyor, ekonomik koşullar değişiyor, öncelikler değişiyor.

Erkekler İçin Çözüm Nerede Başlıyor?

Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmasındaki rolünü yalnızca “kadınlara destek olmak” şeklinde tanımlamak da eksik kalıyor. Eşitlik, erkeklerin de kendi davranışlarını sorgulamasını gerektiriyor.

Örneğin bir erkek için çözüm odaklı yaklaşım şunları içerebilir:

Ev işlerini eşinin hatırlatmasını beklememek.

Çocuk bakımını “anneye yardım” olarak değil, ebeveynlik sorumluluğu olarak görmek.

Eşinin çalışmasını veya kariyerini tehdit olarak algılamamak.

Kıyafet, arkadaşlıklar ve sosyal yaşam üzerinde kontrol kurmayı sevgiyle karıştırmamak.

Eşinin kazancını aile bütçesine katkı sağladığı için değil, kendi emeğinin karşılığı olduğu için bağımsız bir değer olarak görmek.

Kendi duygularını ifade edebilmek ve erkeklik baskılarını başka insanlara yöneltmemek.

Bunların hiçbiri bütün erkeklerin aynı şekilde davrandığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, erkeklerin de farklı sınıfsal, kültürel ve kişisel deneyimlere sahip olduğunu kabul etmek çözümün önemli bir parçası.

Asıl Soru “Kiminle Evli?” Değil, “Nasıl Bir İlişki Kuruyoruz?” Olabilir mi?

Petek Dinçöz'ün güncel olarak Nida Büyükbayraktar ile evli olması, doğrulanabilir temel bilgidir. Çift 2022'de evlendi ve 2023'te birinci evlilik yıldönümlerini kutladıkları haberleştirildi. Sözcü+2Haberler+2

Fakat bence tartışmayı burada bitirmek yerine başka bir yere taşımak daha anlamlı.

Bir evlilikte tarafların ekonomik gücü nasıl paylaşılmalı?

Kadının çalışması neden hâlâ bazı çevrelerde “eşinin izni” meselesi olarak görülebiliyor?

Erkeğin ev işlerine katılması neden hâlâ bazı durumlarda olağanüstü bir davranış gibi sunuluyor?

Boşanmış bir kadının yeniden evlenmesi neden bu kadar yoğun biçimde tartışılıyor?

Bir kadının mutluluğunu neden çoğu zaman “iyi eş”, “iyi anne” veya “iyi aile” kavramları üzerinden ölçüyoruz?

Ve belki en önemlisi: Bir ilişkinin sağlıklı olduğunu anlamak için tarafların birbirine sahip olup olmadığına mı, yoksa birbirlerinin özgürlüğüne ve emeğine saygı duyup duymadığına mı bakmalıyız?

Benim kişisel deneyimim olmadığı için bu sorulara kendi hayatımdan örnek vermek yerine araştırmalara dayanmayı tercih ediyorum. UN Women'ın çalışmaları, ücretsiz bakım emeğinin kadınlar üzerinde daha ağır bir yük oluşturduğunu ve bu yükün ekonomik bağımsızlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Türkiye verileri de bu eşitsizliğin hâlâ belirgin olduğunu ortaya koyuyor. UN Women Data Hub+1

Bu nedenle Petek Dinçöz'ün kiminle evli olduğu sorusunun cevabı Nida Büyükbayraktar olsa da, bu magazin bilgisinin arkasında daha büyük bir toplumsal soru bulunuyor: İnsanların, özellikle de kadınların, özel hayatlarını değerlendirirken onları yalnızca “kimin eşi” olarak görmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

Belki de sağlıklı toplumsal cinsiyet tartışmasının başlangıç noktası tam olarak burasıdır: İnsanları ilişkileri üzerinden tanımlamak yerine, ilişkilerin içinde ne kadar eşit, özgür ve saygıya dayalı bir yaşam kurabildiklerini konuşmak.
 
Üst